PARTİMİZE YÖNELİK İFTİRA KAMPANYALARI TEK MERKEZDEN YÖNETİLİYOR
Siyonist israilin Gazze’de
sergilediği vahşete karşı duran, her durumda Filistin halkı ile dayanışma
sergileyen partimiz son aylarda siyonizmin ülkemizdeki truva atlarının hedefi
haline gelmiştir.
Partimizin kuruluşundan sonraki ilk
yıllarda sistematik bir şekilde saldıran küresel vesayet odaklarının aparatları,
siyonist israil saflarında yer alarak soykırıma iştirak eden çifte
vatandaşların yargılanması ve vatandaşlıktan çıkarılmaları ile ilgili
verdiğimiz kanun teklifinden sonra iyice azıttı.
DEM ve CHP kanun teklifimizin
görüşülmesine ret oyu verdikten sonra, partimize yönelik son derece provokatif
bir tutumla iftira ve hakaret kampanyası başlattı.
Kürt çocuklarını 40 yıldır gâh
sosyalizm adına gâh Amerikan emperyalizminin çıkarları uğruna öldürten, çukurlara
gömen vahşi terör örgütü PKK ve onun borazanı DEM ile CHP, Diyarbakır’ın Bağlar
ilçesine bağlı Tavşantepe’deki menfur cinayetten nemalanmak için insanlık ve
vicdan sınırlarını aşan küstah açıklamalarda bulunmaya, inatla iftira siyaseti
gütmeye devam ediyor.
HÜDA PAR’a yönelik iftira merkezli
ve tezyif amaçlı bu politikanın tek nedeni partimizin siyonist barbarlığa
yönelik tutumudur.
PKK, DEM, CHP ve Kürtlerin
sırtından geçinen gazeteci kılıklı marjinal Türk solunun lümpen yazarları
soykırımcı israilden aldıkları direktifle Narin cinayetini HÜDA PAR ile
ilişkilendirmek için onlarca kez “zihinsel zavallılar” durumuna düştüler. Bu
zavallılar bilsin ki! Siyonist terör şebekesini ciddiye almadığımız gibi
onların bu topraklardaki bekçilerini de kaale almıyoruz.
İleriki günlerde siyonizmin arka
bahçesindeki zararlı otlar tarafından başka başka tezviratlarla da hedef
alınacağımızı biliyoruz ama siz de şunu iyi bilin ki HÜDA PAR, hiçbir ahlaksıza
sesi çok çıkıyor diye boyun eğmez ve eğmeyecektir!
Filistin halkının haklı mücadelesini savunmaktan vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz.
ÇOCUK CİNAYETLERİ, TACİZLER, AHLAKİ YOZLAŞMA
Toplumun en savunmasız, en masum
kesimi olan çocuklara yönelik artan cinayet, taciz ve istismar vakaları,
çocuklarımızı yeterince koruyamadığımızın açık bir göstergesidir. Hâlbuki
çocukların güvende olmadığı bir toplumun geleceği tehlike altındadır.
Geleceğimizi çalmak isteyen kirli ellerin çocuklara uzanmasına engel olmak
devletin asli vazifesidir.
Toplumsal alanda yaşanan yozlaşmanın vahametini gösteren bu durum, Kemalizm’in yüzyıldır toplumu ahlaki erdemlerden ve inanç değerlerinden uzaklaştırmak için kurduğu sistemin sonucudur. Maalesef kendisini bu sistemin sahibi olarak gören CHP ve ona payandalık yapan Kürt solu, çocuğa ya da kadına yönelik suçlarda faturayı, 100 yıldır devlet ve toplum hayatından çıkarılmış olan aziz İslam’a kesmekte, her türlü iftirayı atmaktan geri durmamaktadır. Onların asıl dertleri ne çocuğu ne de kadını korumaktır. Dertleri İslam’ladır, savaşları İslamî değerlere ve ahlaka karşıdır. Ahlaki yozlaşmayı durdurmanın yolu ise toplumu yeniden ahlaki, vicdani, insanî değerlerle buluşturacak adil bir sistemi ihya etmekten geçmektedir.
EĞİTİMDE NORM KADRO
SORUNU
Yeni eğitim-öğretim dönemi, eğitim
sisteminin kronikleşmiş ve adeta kangrene dönüşmüş sorunlarıyla birlikte geçen
hafta başladı. Bu sorunların en önemlilerinden biri de bir türlü kapatılamayan
öğretmen açığıdır. Belli branşlarda norm kadro fazlası bulunup yığılmalar
oluşurken birçok branşta ise norm kadro açığı yaşanmaktadır. Türkiye genelinde
91 bin 484 norm kadro açığı bulunmasına rağmen, 60 bin civarında norm kadro
fazlası öğretmen görev yapmaktadır. Bu dengesizlik, ücretli öğretmenlik
uygulamasıyla çözülmeye çalışılsa da bu hem yetersiz kalmakta hem de
öğretmenlerin düşük ücretlerle ve özlük hakları tanınmadan çalıştırılması gibi
kabul edilemez bir durumu beraberinde getirmektedir.
Bu sorun, Millî Eğitim Bakanlığının
atama ve yer değiştirme işlemlerinde izlediği sürecin daha etkin bir şekilde
planlanarak işletilmesi, norm kadroların doğru bir şekilde belirlenmesi ve
öğretmenlerin ihtiyaçlara göre atanmasıyla çözülmelidir. Ayrıca, ücretli
öğretmenlik uygulamasına da son verilerek bütün öğretmen alımları kadrolu
olarak yapılmalıdır. Eğitimde sürdürülebilir bir sistem için, tüm
öğretmenlerimize hak ettikleri saygı ve özlük hakları verilmelidir.
GAZZE’DE DEVAM EDEN SOYKIRIM
Siyonist işgal rejiminin Gazze’de
11 aydır sürdürdüğü katliamda şehit sayısı her geçen gün artıyor. Uluslararası
kuruluşların merkezleri ve güvenli alan olduğu iddia edilen bölgelerdeki
çadırlar füzelerle hedef alınarak onlarca kişi acımasızca katlediliyor. Sadece
Gazze değil Filistin topraklarının her karışı işgal ve katliama maruz kalıyor.
Gazze’deki soykırımına,
Filistin’deki işgaline göz yumulan işgal rejimi, saldırılarını sınır ötesine
taşıyarak son olarak Suriye’yi kapsamlı bir saldırıyla hedef almış, Lübnan’a
yönelik kara işgali hazırlıklarını başlatmıştır. Ülkelerin egemenliklerini yok
sayan, hiçbir kural tanımayan işgalci rejim tüm bölgeyi kana bulamayı,
çıkarları doğrultusunda dizayn etmeyi planlamaktadır. Bazı ülkeler ise
sessizlikleri ve dahası siyonist rejime olan destekleriyle buna ortak
olmaktadır.
Bu doğrultuda ABD tarafından
görevlendirilen Birleşik Arap Emirlikleri, Gazze ile Mısır arasındaki
"Selahaddin Ekseni" adıyla bilinen bölgeye ortak "Arap
Gücü" konuşlandırılması için sözde diplomasi yürütmektedir. Bu girişim,
siyonist israilin aralık ayında gündeme getirdiği planla örtüşmekte ve BAE bu
çalışmasıyla siyonist rejimin çıkarlarını korumaya çalışmaktadır. Mısır’ın,
işgalcinin çıkarına yönelik bu planı açıkça reddetmesi gerekmektedir. Filistin
topraklarında başta siyonist rejim olmak üzere hiçbir yabancı gücün varlığına
onay verilmemelidir.
Soykırım finansörü ABD’nin başkanı
Biden’ın ABD vatandaşlığı da olan ve işgal altındaki Batı Şeria'da işgalci
siyonistlerce katledilen Ayşenur Ezgi Eygi hakkında, "Öyle gözüküyor ki bu
bir kazaydı, kurşun yerden sekerek kaza ile onu vurmuş.’’ şeklindeki
açıklamasıyla soykırımı destekleyen politikasını bir kez daha ortaya koymuştur.
Kendi vatandaşlarını değil, işgal rejiminin çıkarlarını koruyan ABD’nin
Gazze’de ateşkesi sağlayacağına inanmak gülünçtür. Uluslararası kuruluşlar ve
her bir karışı işgalcilerin hedefi haline gelen bölge ülkeleri bu ikiyüzlülüğe,
bu katliama ve istikrarsızlığa güçlü bir şekilde dur demek zorundadır. Aksi
takdirde yavaş yavaş Suriye ve Lübnan’a yaklaşan işgal ve katliam tüm bölgeye yayılacaktır.
HÜDA PAR GENEL MERKEZİ
